Görüşler

DERDEST HAKKINDA GÖRÜŞLER;

Abdurrahman Dilipak:

Gazeteci-Yazar

“Biz yaşadığımız zamanın ve mekanın şahidleri olacağız. Haksızlık kimden gelirse gelsin, kime yönelik olursa olsun… Millete alçakça vuran “darbe”ler, saldırılar, sürgünler, öz yurdunda garip ve parya muamelesi görenler, tutuklananlar, işkence görenler, hapse tıkılanlar… 12 Eylül’ün tanık ve sanıkları tek tek hayata veda ederken, 28 Şubat’ın yargılaması devam ediyor. O günün brifingli yargıçlarının infaz memuru gibi davrandıkları zamanın, sebeb oldukları acılar hala taze, yaralar hala kanamaya devam ediyor. Faili meçhuller, soygunlar, vurgunlar, komplolar, yağmalar, infazlar herkesin bildiği bir gibi herşey ortada. Bir insana yapılan bir haksızlık, bütün bir topluma yöneltilmiş bir tehdittir. Haksızlıklar karşısında susanlar dilsiz şeytanlardır. Mazlumların en garipleri zalimlerin tetikçiliğini üslenen yargıçların mahkum ettiği suçsuzların mazlumiyetidir. Herkes için adalet diyen DERDEST belgeselinin mahkumlar ve aileleri için hayra vesile olmasını diliyorum.”

_______________

Ali Değirmenci

Edebiyatçı-Yazar

Kaç kere af çıktı, bir tek müslümanlar çıkamadı. Kaç kere yasalar değişti, yeni düzenlemeler yapıldı fakat bir tek müslümanlar dikkate alınmadı. Kaç kere boşaldı zindanlar fakat müslüman mahkûmların prangaları, zincirleri kırılmadı. Darbe oldu, direniş oldu, yargı mensuplarının neredeyse yarısı suçlu bulundu fakat onların alelusul zindanlara attıkları insanların ve ailelerinin acısına henüz kulak veren olmadı. Cezaevlerinin kapılarında bekleyen dedelerin, nenelerin yanına artık torunlar eklendi fakat onların üzerine özgürlüğün ve sevincin kırıntısı bile düşmedi. Yönetmenliğini Kevser Çakır Demir’in yaptığı “Derdest” isimli belgesel, hem tanıklar eşliğinde bu süreci betimleyen hem de duyarsızların kulağına adalet bekleyenlerin çağrı ve çığlıklarını iliştiren bir çalışma. Yakub’un beklemekten kanlanan gözlerine de zindandaki Yusuf’un, Yusufların özlem ve ıstırap kokan gömleğine de dikkat çekiyor yeniden. Umuyoruz ki bu önemli çalışma vesileyle gören gözler, işiten kulaklar, çarpan kalpler çoğalır.

_______________

Hamza Türkmen:

Araştırmacı-Yazar

“AK Parti Hükümeti’nin Türkiye yargı sistemini tedrici olarak normalleşme ve hukukileşme çizgisine zorladığı ayan-beyan. Ama bu süreçte ağır adli suçlular yanında, hakları gasp edilmiş diğer siyasi mahkûmlar da serbest bırakıldı. Ancak özellikle Ergenekon ve Balyoz tutuklularından suçlu olduğuna inandığımız marjinal bir öbek de bu tahliye furyasından yararlandı. Oysa TSK üyesi Kemalist yargıçlarla birlikte çalışan DGM’ler veya daha sonradan da Gülenist inisiyatifli yargı tarafından haksızlığa ve ideolojik iftiralara uğramış Müslüman mahkûmlar hala zindanlarda. Halen Müslüman tutsakların eşitlik ilkesi gereği ne tahliyeleri söz konusu olabildi ne de yeniden yargılanmaları. Kaldı ki kendilerini yargılayan kurumlarda önce TSK kökenli brifinglenmiş yargıçların olduğu DGM’ler vardı, sonradan da FETÖ iltisaklı heyetler.

Müslüman tutsakların basında ve kamuoyunda yeterince gündeme gelmemesi “Hala yargıda ve yasamada bir tahakküm mü sürüyor” veya “İlgili kadrolarda 28 Şubat sendromunu aşamayan karşıtına sığınmacı bir psikoloji mi söz konusu” eleştirini gündeme getiriyor.

Görüyoruz ve takip ediyoruz ki Tayyip Erdoğan çizgisinin misyonundan ziyade, kraldan çok kralcı ama çevre adına, toplum adına, ümmet adına ciddi bir yük almadan, risk üslenmeden siyaset yapanların ilgisizliği ve ataleti bu konunun gündeme gelmesini büyük ölçüde yavaşlatıyor veya örtüyor.

Konu her daim çözümleyici bir yönelimle gündemimizde olmalı. Yönetmenliğini Kevser Çakır Demir’in üstlendiği “Derdest” belgeseli de bu anlamıyla oldukça fonksiyonel. Üstelik kardeşlerimizin maruz kaldığı aşırılılık ve haksızlıklarla ilgilenme görevimizi hatırlatan ayet, Şura Sûresi’nde hergün kendini bize hatırlatıyor.”

_______________

Mehmet Ali Aslan:

Yayıncı-Müzisyen (Grup Yürüyüş)

“Derdest popüler bir konuyu değil, ailelerinden başka neredeyse artık kimsenin ilgilenmediği bir sorunu konu edinerek aslında risk almış oldu. Ama olayın en hakikatli ve en değerli kısmı da bu değil mi? Cübbeli darbe düzeninin mağdur ettiği yüzlerce, binlerce insandan bahsediyoruz. Yıllardır yaşanan acılar, akan gözyaşları, sürekli boşa çıkan umutlar, zulüm, hasret, hukuksuzluk, mağduriyet… Kardeşlerimizin hikâyesi bu, bizim hikâyemiz. Derdest, bu hikâyeyi anlattı bize, kimimize hatırlattı. “Eski Türkiye”de neler yaşandığını betimledi ve halen o zamanlardan kalan izlere dikkat çekti. Ama en önemlisi bu zulmün son bulması için bir çağrıda bulundu. Talep etti. Artık bu küflü zincirlerin kırılması gerektiğine dair bir çığlık attı. Umarım bu çağrı karşılık bulur ve yıllardır haksız yere hapis yatmakta olan kardeşlerimiz özgürlüklerine, ailelerine kavuşurlar.”

_______________

Özlem Albayrak:

Gazeteci-Yazar

“Bu ülkenin 28 Şubat benzeri çok sayıda acı hikayesi var. Ama 28 Şubat Darbesi, bu hikayeler içinde herhalde en az anlatılanlardan birisi. Darbenin paletleri altında kaç kişinin kaldığı konusunda bile bir konsensus yok; ama başörtüsü zulmüyle hayatı karartılan binlerce kız öğrencinin ve eğitim hakkından mahrum bırakılan nesillerin yanı sıra, onbinlerce çalışanın işinden olduğunu biliyoruz. 28 Şubat’ın siyaset, ordu, yargı, medya ve sivil toplum alanlarında dozajı değişen sonuçları ve mağdurları oldu; sadece katsayı engeli, 12 milyon meslek liseliyi üniversite hayalinden etti.
Ama 28 Şubat Darbesi’nin bir de gözaltına alınıp işlemedikleri suçlardan hüküm giyen mağdurları var ki, Derdest belgeseli bu insanların ve yakınlarının yaşadıklarını anlatıyor. Onların yaşadığı acıları sağaltmak mümkün olmasa da, belki bir nebze ferahlık verebilir diye çekilmiş. Hala haksız yere hapis yatan insanlar için vicdanımız harekete geçsin diye… Keşke 28 Şubat’ın hikayesini anlatan, söyleyen, çeken, yazan daha çok kişi olsaydı… Umalım da hayra vesile olsun…”

_______________

Rıdvan Çağrıcı:

İslami Hareket Davası Sanığı

“Kardeşlerimiz var zindanlarda. Onlar hiçbir şey istemezler, çünkü istemeyecek kadar iffetlidirler, onlar hiçbir şey beklemezler, çünkü sadece Rabblerinden bekleyecek kadar izzetlidirler. Onlar yalnızca Yusuf gibi ve Yusufca, sabırla, vakarla, Yusuf’un nöbetini sürdürmeye devam ederler.

Cezaevlerinde kardeşlerimiz var. Onlar bu kardeşliğin kendilerine düşen kısmını eda ettiler ve etmekteler. Peki siz ne kadarını eda edebiliyorsunuz? Unutulan kardeşlerimizin tekrar hatırlanmasına önemli bir katkı yapacağından hiç kuşkum olmayan bu değerli belgesel çalışmanız; DERDEST için, sizlere hayır duaları ediyorum. Rabbim de kıyamet günü sizleri unutmasın ve hayırla mükafaatlandırsın.

İnşallah, tüm müslümanlar bu konuda gereken hassasiyeti gösterir, yusufları hatırlar ve kuyudan çıkarmak için birer ip de onlar uzatır…”

_______________

Osman Atalay:

Aktivist

“Olağan üstü koşullarda “DERDEST” edilen tutsaklarımızı zindanlarda unuttuk, oysa unutmak insanın kendi geleceğine kurduğu en büyük tuzaktır…”

_______________

Selahaddin E. Çakırgil:

Gazeteci-Yazar

“24 Eylûl Cumartesi akşamı, Fatih’te,  Adnan Menderes (Vatan) Caddesi’ne yakın bir noktada, İstanbul Emniyet Md.lüğü’nün hemen bitişindeki Ali Emirî Kültür Merkezi’nde, Özgürder’in himayesinde hazırlanmış olan ‘Derdest’ isimli bir belgeseli izledim, yüzlerce izleyiciyle birlikte..

Yılmaz Çakır ve kızı Kevser’in ve arkadaşlarının çabalarıyla hazırlanan bu belgeselde, başta 28 Şubat 1997 Darbe Zorbalığı dönemi olmak üzere, geçmiş darbeler döneminde, resmî suçlamalardaki söylemle, ‘irticaî faaliyet’  olarak nitelenen eylemler içinde bulunanların mâruz kaldıkları zulümler, hukuksuzluklar işleniyor. Belgeselin metni daha geniş şekliyle, ‘Derdest’  adıyla Ekin Yayınları’ndan bir kitab olarak da yayınlanmış..” devamı için tıklayınız…

_______________

Tülay Gökçimen:

Belgesel Yönetmeni

“Şu günlerde haksiz yere cezaevinde yatan yüzlerce Müslüman kardeşimiz hala demir parmaklıkların arkasında haklarının ve itibarlarının iade edilmesini bekliyorlar.

Annelerinin, babalarının cenazelerini göremeyen, çocuklarının büyüdüğüne şahid olamayan bu insanların çalınan hayatlarının karşılığı ne olabilir ki?.. Zindanda haksız yere yatan Müslümanların sesine ses olabilmek için çekilen bu kıymetli çalışmanın; Derdest Belgeseli’nin hayırlara vesile olmasını diliyorum.”

 

_______________